Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İHANETİN ADIN OLDU

Güvenmeyin... çok seviyorum senin için ölüyorum diyenlere kimse kendinden fazla sevemez bir başkasını aldanmayın yalan dolu gözlerine bütün bir hayatınızı mahvetmeye değmez sonu olmayan yolcuklara çıkmayın asla kimse için gözyaşı dökmeyin emin olun o sizi hatırlamaz bile umurunda bile olmazsınız... Selda'nın hikayesi böyle başladı öyle çok sevmişti öyle çok benim demişti öyle bir teslim olmuştu ki Emre'nin gözlerindeki ihaneti görememişti nereden bilecekti ki o çok seviyorum diyen dilleri bir başkasına da aynı yalanları söylüyordu onun mutluluğu yaz bitip de güz girene kadardı oda güzde ağaçlar gibi sararıp solmuş yaprak gibi dalından düşmüştü ona anlatılan onunla kurulan hayallerin bir başkasına da anlatıldığını fark etmesi tesadüf eseri olmuştu üzerinden aylar geçmesine rağmen acısı geçmemişti öyle ya ilk aşkıydı  bu acı ölene kadar onunla kalacaktı yaptığı en büyük hata ona inanıp çok güvenmekti hayallerine ona da yer vermiş olmasıydı insan nasıl bu kadar değişir nefret do...

SADECE SEVMİŞTİM OYSA

Oysa sadece inanmıştı çok sevmişti kısacık zaman içinde bütün benliği kalbi ile çok sevmişti ölene kadar beraber olurlar sanmıştı ama o kısacık sürede o yalanlara öylesine kanmış ölürcesine sevmişti ki bir başkasına da aynı şeyleri anlattığını öğrenmesi çok uzun sürmemişti yıkılmıştı sevdiği adam hayallerini süsleyen uğruna hayatını ortaya koyduğu nefes alırken bile onun için yaşıyorum diye içinden geçirerek nefes alan kadın yıkılmıştı böylesi bir ihanet üzerinden suçlamaya bile maruz kalmıştı aynı yerde olmalarının verdiği acı daha büyüktü dayanılması çok zordu yıkılmamış gibi hiç bir şey olmamış gibi davranıyordu öyle olmak zorundaydı kimse anlamamalıydı paramparça olmuş kalbiyle gözyaşlarını gece yastığına emanet ediyordu nasıl olurdu diye zaman zaman içinden geçiriyordu şansı olmadığını düşünürdü hep ta ki onu tanıyana dek daha önce hiç yaşamıyormuş da o gelince yaşamaya nefes almaya başlamış gibi ve o gitti her şey herkes karanlığa gömüldü insanlara olan inancı bitmişti güveni kay...

SEVGİNİN SEVGİLİ GÜNLÜĞÜ

İnsanlar yanılabilir doğruyu buldum der ama yanılır yada yanıltılır günümüzde güvensizlik sorunu tam da bu yüzden oluşur insanlar defalarca güvenmez defalarca sevmez temel alt yapıda ilk kırgınlık ilk kırılma noktası ilk acı güvensizlik ve yanılma vardır dökülen ilk damla ilk gözyaşı her şeyin bitiş noktası ve karakterin değişme noktasıdır peki ama neden hep merak ederim neden önce bir adım gidip sonra geri çekilirler en ihtiyaç duyulan anda yada bir omuz ararken elde olan sadece yastığınız olur bazen tek başına olmak iyidir derler ama yanlış olan bu yanlızlık bir yere kadar iyidir bir yerde depresyona karanlığa iter kimse ömürlük yanlızlık istemez ama kırılan güven ve duyulan sevgi açlığı tam olarak insanı bitiren tüketen nokta bu oluyor onlarca görüşten çıkan genelleme bu getirisi yoktur hiçbir şeyin karşınızda oturup bir başkası için ağlayan yada iç çekerek bunu anlatan birini gördüğünüzde sorgulama ve iç ses devresi başlar 'NEDEN' bir insan neden verdiği sözleri yada ilk ba...

YANILDIM

Hayatta önceliğiniz hep kendi hayatınız olsun buna bencillikte deseler egoist de deseler önemli olan sizsiniz siz mutlu olduğunuz sürece hayat devam eder siz kötü olduğunuzda yalnız kalırsınız hayatın kuralı bu ne yaşarsan yaşa içinde tut çok fazla hikaye yazdım çok fazla hikaye dinledim yalan dolan insan hikayelerini saymıyorum bile malesef insanlar ya salak yerine yada saf yerine koymayı çok seviyor yaşadığım ve tecrübe ettiğim şeyler sayesinde öğrendim ve yine öğrendim ki insanlar değer verir gibi görünüp tüm rezil ve ucube kişiliklerini saklayabiliyorlar ama yine yanıldıkları şey er yada geç kötü olan ortaya çıkıyor demem o ki sizin en iyi dostunuz yine kendinizsiniz asla kendinizden hayatınızdan vazgeçmeyin hele bir başkası için ASLA... sağlıkla mutlulukla kalın.

ZENGİN KIZ FAKİR OĞLAN

Bu hikaye alışılmışın dışında bambaşka bir hikaye tahminlerle hareket etmeden gerçek dışı bir hikaye ile sizlerleyim. Cansu 25 yaşında zengin bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelmişti yurt dışında okumuş yeni dönmüştü doğal olarak şımarık kendini beğenmiş kalpsiz biriydi yada öyle gösteriyor gerçek kişiliğini arıyordu fakat ne var ki sırf bu huyları yüzünden hiç arkadaşı olmamıştı hep yalnızdı onu parası için sevenler etrafındaydı bu durumdan çok sıkılmıştı üstüne babasının şirketi devral baskıları artmış ve buna hazır hissetmiyordu bir gün acele ile evden çıktı dikkatsizce arabasına bindi ve etrafına bakmadığı için kaza yaptı arabadan inip tam ona bağıracak olan adama doğru baktı oda neydi 1.74 boylarında kumral tatlı bakışlı bir adam vardı karşısında ve ne olduğunu anlamadı sanki ağır çekimde gibi öylece kalakaldı ama sirkelenip kendine geldi o kibirli ve dik başlı haline geri döndü ve adamın karşısına dikildi birbirlerini yerken polis geldi ve kendilerini karakolda buldular ba...

aptal...

Aptal... beceremediğin hayatın yürütemediğin arkadaşların diye başlamalı söze ama toparlayamadığı kafası yıpranmış sinirleri yıllara meydan okur gibiydi peki bu hissettiği garip his neydi normal miydi kalbini kullanmayı beceremeyen biri tüm bu düşünceleri aklından geçirebilir mi? başkasına ait olan senin değildir kuralına ne olmuştu peki bu yazıyla tüm herşeyi değiştirmesi gereken kişi olmalıydı aptallık etmemeliydi sonu karanlık yollar çıkmazdır asla aitlik olmaz hep paramparça olur hayatı insanın ne demeli nasıl yaşamalı insan bilmeden devam eden hayat karışıklığında kaybolur insan...Tüm bu düşüncelerin ve bu kasvetin üzerinden 6 ay geçmiş 6 ayda adeta kurallar yıkılmış yapmam dediği ne varsa yapmış bana göre değil dediği ne varsa bir bir olmuştu sonuçsuz amaçsız tutulmuştu tüm bunları görmesi ve hüsrana uğradığını anlaması 6 ayını almıştı hayatında ilk kez masumca sevmiş uğruna herşeyi göze almış aptal gibi inanmış kanmıştı yinede vazgeçmeden bıkmadan beklemişti sonuç mu aldatıldı.....

ÖMÜRLÜK AŞKIM

Dünyanın en zor sınavını vermek nasıl bir duygudur hiç bilmeden yaşamak hayatına acı ve aşkı aynı anda almak neydi peki neden bu hale gelmişti yazık değil miydi kendini güneşli günlere hazırlarken onu her gördüğünde karanlığa hapseden biri olup çıkmıştı damla kendini ne yapacağını bilmeyen bir hale koymuştu oysa ilk aşk böyle olmamalıydı tek taraflı kalmamalıydı evet tek taraflıydı çünkü aşık olduğu adam eşinin kardeşiydi onu her gördüğünde kalbinin göğsünden çıkıp ona gideceğini düşünüyordu çaresiz acıyla yılları geçirdi hiç sahip olamayacağı hiç gözlerine bakamayacağı hiç ellerini tutamayacağı resmine bakarak avunacağı bir adama aşıktı peki bu nasıl sınavdı nasıl bir acıydı her anında yanında olan bu adam sadece sevmeden evlendiği adamın kardeşiydi aslında onun ki olmayacak duaya amin gibi bir durumdu yazık ki ölene kadar devam edecek bu acıyla yaşamaya mahkumdu onun hayatından çıkıp yok olana kadar yaşayacağı bir acıydı aşkı onunla sonsuza kadar gidecekti biliyordu nerede bitecek bi...

KORKAK

Dünya ne kadar dönerse dönsün güneş ne kadar doğarsa doğsun onun için hep karanlıktı ismi Esra' ydı 23 yaşında hemşireydi ama hep mutsuz hep suskun hep yüzü asık gezerdi bir kez bile gülmezdi hayatla bağı kesilmiş gibi sadece işe gide gelirdi bir gün internette gezinirken bir sohbet sitesinde Taner isminde biriyle tanıştı aynı il hatta semtte oturduklarına çok şaşırdı konuşmaya başladılar her akşam işten koşa koşa gelmesi için bir sebep vardı artık ve yüzü aydınlanmıştı gülümsüyordu taner ona çıkma teklif etmişti ve ilk buluşma zamanı gelmişti onu gördüğünde ne yapacağını şaşırdı heyecandan eli ayağı titriyordu ilişkileri öyle güzel gidiyordu ki adeta tozpembe bulutların üzerindeydi hergün birlikteydiler neredeyse çok aşıktı çok seviyordu onsuz olamam diyordu artık evlilik konuşmaları dönüyordu aralarında fakat büyük bir sorun vardı taner'in ailesi Esra'yı istemiyordu çünkü taner'in ailesi oldukça varlıklı bir aileydi ama esra orta halli bir ailenin kızıydı ve taner...

BİTMİŞ EVLİLİK

Bende bilmiyorum tam olarak neye katlandığımı ne yaşadığımı sadece yaşıyorum kalbi ve aklı olmayan zombiler gibi olmayacak ne kadar hayal varsa kurdum hiçbiri olmayacaktı biliyordum ama hepsini kurdum lanet hayatım içinde düzgün giden tek bir gün olmadı hergüne yeni bir sorunla başladım başıma bugün ne gelecek acaba diye korkarak umudum hiç olmadı son 10 yılı bir ot gibi sadece uyu beslen işe git gel şeklinde yaşadım sonra evlendim beni sever çok sever dedim ilgi gösterir canım yandığı zaman gözümden anlar ağladığımda yaslanacak omuz verir sevinçli zamanlarımda bulut olur gökyüzüme dedim hayallerimi dinler oda benim o anlık çocuksu hayallerime ortak olur belki oda bir hayalini anlatır sonra çok güleriz dedim sonra hayallerimin en büyüğü çocuğumuz olur evdeki neşeli hallerimiz artar dedim onunda annesi babası gibi neşe ile hayalleri olur oda anlatır hiç ağlamaz bizimle çok mutlu olur dedim ama bunlarda o kocaman hayallerimde kaldı ben kadına psikolojik şiddet mağdurlarından biriyim ben ...

ÇOCUKLUK AŞKI

insan çocukluk arkadaşına aşık olur mu demeyin olurmuş zeliş ve anıl çocukluklarını birlikte geçirmiş dile kolay 28 yıldır aynı mahallede aynı sokakta aynı okulda hep birlikteydiler sonsuz arkadaşlıktı onların ki ağlarken gülerken acı tatlı ne varsa birlikte yaşamışlardı okulları bitmiş yol yarımına gelmişlerdi zeliş ailesinden uzaktaydı artık kendi başına yaşıyordu anıl da zeliş gibi yalnız yaşıyordu fakat okul bittikten sonra o kadar yoğun yaşıyorlardı ki görüşemez olmuşlardı bu yüzden birbirleri hakkında en ufak bir fikirleri bile yoktu uzun zaman sonra anıl zelişi arayıp dışarıya yemeğe davet etmişti gece çok güzel geçmiş çok konuşup çok eğlenmişlerdi ayrılık vakti gelmişti anıl zelişi evinin önüne kadar bırakmıştı ılık bahar esintisi vardı çok güzeldi hava bir süre konuştular ve zeliş eve girdi fakat evini su basmıştı anıl daha gidemeden durumu görmüştü eve tamiratçılar ve temizlik için birileri girmeli ve 1 hafta ev kullanılmazdı ne olacaktı diye Anıl onun evinde kalmayı teklif e...

YETİM KALAN AŞK

Ayça aşk evliliği yapmayacağına dair kendine söz vermişti çünkü kimse onu bütün samimiyetiyle sevmemişti içine kapatmıştı kendini biliyordu ki artık aşk onun için yoktu sonra görücü usulü bir adamla kendini nişanlanmaya hazırlanırken buldu nişan günü gelmiş damat tarafı davetliler gelmeye başlamıştı sonra kapı çalmıştı ayça tüm zarafetiyle kapıya yöneldi ve karşısında pırıl pırıl bakan o adamı görmüştü o an kalbi duracak gibi olmuştu ne diyeceğini ne yapacağını şaşırmıştı 5 dk o bakışma asır gibi zaman donmuş gibiydi adamın dudaklarından dökülen o iki kelime ile zaman akmaya başlamıştı çocuksu tavrıyla 'vay çok güzel olmuşsun' dediği anda zaman çözülmüş aklı başına gelmişti Ayça'nın ve kendine kızmaya başlamıştı ama nerden bilebilirdi ki o adamı ömrünün sonuna kadar göreceğini kokusunu duyacağını tek bakışı için öleceğini bunu kimseye anlatamamış ve üzerinden yıllar geçmiş ama aşkı hiç bitmemişti her gün dahada büyüyor daha da katlanıyordu bunun adı aşktı tek taraflı sessiz...

sonsuz

Ağlayınca gözleri ela olurdu küçücük kalbi insanlara taş olmuş gibi görünür hayatında bir kez bile aşkı tatmamiş hiç sevmemiş yada sevilmemiş hayatının çoğunun o kadar yoğun geçirmişti ki aşk hep en sona kalmış aslında bilinmeyen bir sır vardı defalarca denemiş mutlu olmak için gözlerini kapatıp bir ilk bahar akşamında kiraz çiçeklerinin üzerinden geçişini hayal etmişti çoğu zaman ama hayalde sevmiş hayalde aşık olmuş kimseye tutunamamıştı buda hayatın ona oyunuydu hayattan aldığı sadece acı sıkıntı ve gözyaşı olmuştu sonu olmayan bu karanlık yolda

İKİ AŞK

Nil 25 yaşında henüz hayatının en güzel günlerini yaşarken yada öyle düşündürürken onu esir alan ve sırf bu yüzden sosyal hayatı sıfır olan hastalığı ile mücadele etmektedir evet o kişilik bozukluğundan müzdariptir ve 2 kişiliklidir bu yüzden yüzünde hep donuk bir ifade ile gezmektedir. korkularıyla baş etmeye çalışırken bir yandan da yaşamak zorundadır çalışırken kimse ile irtibatı olmadığı için onu hep gizemli itici soğuk ve ürkütücü biri olarak tanımlar ve ondan uzak dururlardı. Bir gün büyük bir şirkete genel müdür olarak işe alınır ve bu değişiklik onun hayatını değiştirecek yeni gelişmeler olacaktır. İşe başladıktan sonra büyük toplantıda şirketin sahibi ile tanışır onun yaşlı biri olduğunu düşünürken karşısında 30 lu yaşlarında uzun boylu sarışın mavi gözlü biri vardır. ve ister istemez göz göze gelirler ikisi de afallar ama Nil aşırı heyecan ve duygusal durumlar yaşamamalıdır. ve farkındadır 1 hafta sonra bir anda değişim olur ve 2. kişilik olan SU ortaya çıkar SU çok neşeli gü...

çocukluk acısı

Bugün küçük bir çocukken yaşadığı acılarla baş etmeye çalışırken annesini korumaya çalışanın özcan beyin hikayesini paylaşacağım askerlik çağına kadar baba zulmü altında büyümüş olan bu adam yaşadığı baskı yüzünden zamanla içine kapanıp susmayı öğrenmiş konuşmadan yaşamayı kabullenmiş bir düşünün daha 10 yaşlarında içki alışkanlığı olan zorba bir babanın gece yarısı eve gelip onu ve kardeşini uykudan uyandırıp sebepsiz dövüp sabaha kadar tek ayak üzerinde bekletmesi ve o çocukların öylece sabaha kadar beklemesi bir baba düşünün evlatlarını eşini bırakıp 4 yıl yurt dışında ailesinin birikimini dahi tüketerek geri gelip zulmüne devam etmesi ve bu 20 yıl sürdü sonra ne mi oldu özcan bey anlık verdiği bir kararla 30 yaşında evlilik kararı verdi iyi olacağını düşündü ama olmadı çünkü eşi ondan 10 yaş küçük ve farklı karakterdeydi hiç anlaşamasalar da idare etmeyi öğrenip öylece yaşıyorlardı çünkü özcan bey çocukluk travmalarından kurtulamamış içine kapalık sessiz kimseyi kendini dahi ko...

AŞK YOK

Hayatınızın ne kadarı doğru yada ne kadar iyi ne kadar merhametli çevrenize karşı duyarlısınız size aşka inanmayan ama bir o kadar da merhametli neşeli bir kızın hikayesini anlatacağım kendisi büyüse de aklı ve kalbi hep küçük kız çocuğu olarak kalan SEVGİ o hep hayatın farklı yerlerinde farklı şeylerle mücadele ettiği için aşk nedir hiç bilmedi belki de bilmek istemedi belki de korktu yara almaktan kim bilir bilinen tek şey özgürlüğüne ve hayata olan bağlılığıydı inancı hep yüksekti zaman zaman yaşadığı depresyonlar bazen onu dibe sürüklese de hayallerini bir bir gerçekleştirmek tek hayali olmuştu kalan 2 hayali ile geleceğe daha parlak gözlerle bakarak emin adımlarla ilerliyordu.